it’s the end, friend of mine…
çok düşündüm yazmak adına çok çaba sarf ettim. kendimle çeliştim çoğu anda.. hep birilerinden bir şeylerden bahsettim yazarken. ya da farkında olmadan kalbimden parmaklarıma aktı kelimelerim, noktalarım ünlemlerim.. sanırım ilk defa noktalama işaretlerinin anlamını yitirdiği yerdeyim.
düşününce sana dair yazılması gereken milyonlarca şey olduğunu fark edip, aklına gelir de burayı açacak ve okuyacak olursan diye tüm düşüncelerimi görmezden gelmek zorundalığının kafama dank edişi..
uzun zaman olmuştu bir adama şehvet dışı ilgi duyduğumu hissetmeyeli. uzun zaman olmuştu bir adamla kurduğum hayallerimin tamamen salt sevgiyle dolu olduğunu hissetmeyeli.. ve uzun zamandan beri ilk defa beraber uyumayı deliler gibi istediğim, sokakta elimi tutmasına izin verebileceğim, onunla her türlü deliliğe gözüm kapalı evet diyebileceğim birinin aslında o çok uzun zaman boyu hayatımda olmasına rağmen ama gözümün kapalı olduğunu fark edişim..
asıl acı olan kendi kendime çektirdiğim bu eziyetten ziyade onun hiç bir şekilde aklına bile gelmeyeceği ancak benim lanet olası beynimin bu sefer kalbimle senkronize çalışmayı seçip “belki de olmaması gereken bir adamla” “sadece hayal kurmanın imkan sınırlarında olduğu” kapkaranlık bir dehlize sokması..
sözsüz bir anlaşmaya varılmışcasına telefon başında geçirilen saatlerden çıkarabileceğim ve hatta tanıdığım ilk andan beri bunu yapmaktan kesinlikle harkulade büyük bir mutluluk kaynağım olmasını sağlayan şey..
elimde gerçek anlamda bir daha karşıma çıkamayacak kadar nadir bir pırlanta varken, her geçen günde zaten kırıntısı bile tükenmeye yüz tutmuş cesaret sırtını dönmüş giderken; yolunu bulmasına belki yardımcı olup belki de sadece uzaktan izlemek zorundayken; hayallerindeki yüzü silik kadının ben olmadığım gerçeği; hep olduğu gibi bir hikayemin de doğamamış ceninler misali toprağa girmesinin zaruri oluşu ve benim belki de hayatımın adamı olabilecek olan o’nu kendi ellerimle bir başka kadına armağan etmem..
dear friend, I cannot tell the reasons why we started well
good time, give me some wine when you open the door
you seem hurt, don’t try to speak a word to me
what on earth could really go wrong with you and me?
yet its the end, friend of mine
it’s the end, sweet friend of mine
time seems to be over where we could simply say I love you
now you opened the door
I feel cold
wakened, I hold you in my arms
told you that life is short but love is old
it’s the end, friend of mine
it’s the end, sweet friend
Acı veriyor ama değil mi, aslında hepimiz zaten biraz mazo değil miyiz kendimize.. Acıyı iliklerimize kadar hissetmeye nasıl aşina ve buna hastalığımız.
üşüyorum, ellerim hep soğuk.
Zorsun. o kadar zor ki.. zoru, zorluğunu.. neyse.
bir o denli imkansız.
şarkılarım senindir.